Son dönemde finans piyasalarında patlak veren büyük fon ve borsa soruşturmaları geçtiğimiz yıl 22 Ekim ve 12 Kasım’da İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun yaptığı uyarıları bir kez daha haklı çıkardı.
Sektörde peş peşe gelen gözaltılar, üst düzey soruşturmalar ve milyarlarca liralık fon transferi iddiaları, Dervişoğlu’nun aylar önce Meclis kürsüsünden dile getirdiği “kamu gözetiminde soygun” ve “organize manipülasyon” tespitlerini doğruladı.
“BU DÜZEN SÜRDÜRÜLEMEZ” DEMİŞTİ
Dervişoğlu, geçen yıl yaptığı açıklamalarda Türkiye borsasında bizzat kamu gücü ve devlet makamları kullanılarak manipülasyonlar yapıldığını vurgulamıştı. 6,5 milyondan fazla küçük yatırımcının aileleriyle birlikte toplamda 15-20 milyon insanın mağdur edildiğini belirten Dervişoğlu, bu düzenin sürdürülemez olduğunu savunmuştu. Dervişoğlu, Türkiye Varlık Fonu, Merkez Bankası, BDDK, Rekabet Kurumu, kamu bankaları ve SPK başta olmak üzere tüm aktörlerin iş ve işlemlerinin ivedilikle denetlenmesi gerektiğini belirterek TBMM’de bir komisyon kurulmasını talep etmişti.
Dervişoğlu’nun 22 Ekim’de yaptığı açıklama şöyleydi:
“Takip ettiğimiz bir meseleye de değinmek istiyorum. Bakın şimdilik kısaca değiniyorum ama milletvekili arkadaşlarımızla, uzmanlarımızla bu konuyu takip ediyoruz. Yakinen takip ediyoruz. Burada da çevirdiğiniz fırıldakları milletle buluşturacak ve bunun hesabını soracak bir zemin oluşturacağız.
Biliyorsunuz bu talan ve oligark ekonomisi içerisinde vatandaş tabiri caizse kefenlik parasını korumaya çalışıyor. Kimisi altına yatırım yapıyor, kimisi dövize yatırım yapıyor, kimisi de az parasıyla borsalara yatırım yapıyor. Mevduat faizine yatırıyor, işte orada alengirli bir iş var diye döndürüp faizlerle oynadıklarını görünce farklı farklı alanlara kaçıyor. Döviz alıyor, orada da bir film çeviriyorlar, oradan da kaçıyor. Ev almaya kalkıyor, piyasayı altüst ediyorlar. Altın alıyor, yetkililer diyor ki işte sizin yüzünüzden altın yükseliyor, ekonomi krize giriyor. Haliyle vatandaşın bir yatırım aracı da borsa. Türkiye’de bugün 6,5 milyon insan hisse senedine yatırım yapıyor.
“BU SIRADAN BİR RAKAM DEĞİL”
Bakın bu sıradan bir rakam değil, 6,5 milyon insan aileleriyle birlikte ne kadarlık nüfusu kapsıyor, siz düşünün. Bu kadar insan emeğiyle biriktirdiğini borsaya koyuyor. Öyle ayılardan, balinalardan falan bahsetmiyorum. Yani normal vatandaştan bahsediyorum. İşinde gücünde, namuslu, vergisini veren orta direk vatandaşımızdır bunların çoğu. Gerçi orta direk falan bırakmadılar memlekette ama… Bu vatandaşlarımız güvenli buldukları bir alan olarak görüyor ve borsadan işte hisse senedi alıyor, o alana yatırım yapıyor. Bunların hayalleri var. Bir kısmı belki bir ev alabilirim, bir kısmı araba sahibi olurum, belki buradan para kazanırım, çocuğuma üniversite parası biriktiririm falan diye düşünüyor.
“HER SEFERİNDE OLAN GARİBAN VATANDAŞA OLUYOR”
Umudunu üretime, büyümeye, bu ülkenin şirketlerine bağlamış milyonlarca küçük yatırımcıdan bahsediyorum. Ama ne oluyor? Hop, manipülasyon, spekülasyon, türlü türlü oyunlar. Her seferinde olan gariban vatandaşa oluyor. Rakamlar ortada, borsadaki şirketlerin yarısı zarar açıklamış. Yani borsamız ucuz dedikleri şey aslında reel sektörün alarm veren bilançolarının üzerini örten bir yalandan ibaret. Ve daha 1,5 ay önce Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan çıktı, borsada yükseliş hız kazanıyor dedi. Peki ondan sonra ne oldu? Bunların maşallah dediği 3 gün yaşamadığı için o günden beridir borsa yerle bir oldu. Halkın birikimi eridi, umutları yok oldu. Gelinen aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ivedilikle bir Meclis Araştırma Komisyonu kurarak başta Türkiye Varlık Fonu olmak üzere Merkez Bankası, Bankalararası Kart Merkezi, Rekabet Kurumu, Kamu Bankaları, Sermaye Piyasası Kurulu gibi tüm aktörlerin iş ve işlemleri denetlenmelidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki milletvekillerimizin bu haftaki en önemli görev ve sorumluluklarından biri de budur, bunu da burada ilan ediyorum. Kamu gücünü kullanarak manipülasyon yapan her kim varsa mutlaka hesap vermelidir. Denetimin her aşaması da milletimizle paylaşılmalıdır. Bu ülkenin kurumları yıpranırsa itibarı da yıpranır. Bu yüzden yolsuzluğu değil, uğursuzluğu ve hırsızlığı değil, denetimi büyütmeye çaba sarfedelim. Kamu yönetiminde korkuyu ve suç ortaklığını değil, şeffaflığı, hukuku ve hesap verilebilirliği hakim kılalım değerli dava arkadaşlarım.”
“KURUMLAR VE KURULLAR İFLAS ETMEKTEDİR”
Dervişoğlu 12 Kasım 2025’te şunları söylemişti:
“Kurumlar ve kurallarla iflas etmektedir. Güven ilişkisi iflas etmektedir. İki hafta önce de dile getirdik. Bu ülkenin borsasında manipülasyon bizzat kamu gücü kullanılarak, devletin verdiği makamlar kullanılarak yapılıyor. Mehmet Şimşek geçen hafta çıktı, ‘Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz’ dedi. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Ömer Gönül, ‘Piyasa dolandırıcılarını biliyoruz’ dedi. Bunca zamandır biliyorlarmış ama susmuşlar.
“YANİ BİLİYORLARMIŞ AMA ÖNLEMEMİŞLER”
Yani biliyorlarmış ama önlememişler. Bu suskunluk, bu sessizlik suça verilmiş açık bir izindir. Ve şimdi yeni bir skandal daha ortaya çıktı. Bir yatırım bankasının geçen hafta gözaltına alınan genel müdürü özel bir bankanın davasında da yargılanmış. Evet, yanlış duymadınız. Piyasa dolandırıcılığı iddialarının ortasındaki bir banka yöneticisi meğerse zaten davalıkmış. Kim korudu bu insanları? Kim izin verdi bu düzenin sürmesine? Tabii ki iktidar. Açıkça söylüyorum, bu artık bireysel bir suç değildir, organize bir suç vakasıyla karşı karşıyayız. Bu çürümeden, çürümeden kopma aşamasına geçmektir. Bu ülkenin borsasında dolandırıcılık yapılırken iktidarın yapması gereken şey neydi diye düşünüyorum. Ne yapmalıydı iktidar? Vatandaşı korumaktı görevi. Peki ne yaptılar? Rant çevrelerini ve borsa çetelerini korudular.
“RANT ÇETELERİ BÜYÜYOR”
Bugün Türkiye’de kütük küçük yatırımcı kaybediyor. 6,5 milyon insan aileleriyle birlikte 15-20 milyon insan mağdur ediliyor, manipülatörler ise kazanıyor. Vatandaşın birikimi eriyor, rant çeteleri büyüyor. İktidar koruyor, kurumlar sessiz kalıyor. Bu düzen böyle gitmez değerli dava arkadaşlarım ve gitmemelidir. Sözlerim açık ve net: Mehmet Şimşek de Sermaye Piyasası Kurulu yönetimi de hiç zaman kaybetmeden derhal istifa etmelidir. Önerimi tekrarlıyorum. Meclis’te Öcalan canisini cezaevinden çıkartmak için komisyonla uğraştığınız kadar küçük yatırımcının haklarıyla uğraşın. Kuracaksanız bunun için bir komisyon kurun. Başta Borsa İstanbul olmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Merkez Bankası, Rekabet Kurumu, Kamu Bankaları gibi tüm aktörlerin iş ve işlemlerini denetleyin. Hukukun, devlet olmanın, hukuk devletinin gereği budur. İktidarların niyetini milli iradeye değil, yandaşın idamesine adayanlar için bu haykırışımız nafiledir. Ama bilsinler ki cevabını milli iradeden alacakları gün anbean yaklaşmaktadır. Herkes bunu bilmek durumundadır. Biz konuşuyoruz, anlatıyoruz ama sesimize kulak veren yok. Sandık gelince görüşürüz. Sandık gelince hesabı millet verecek.”